Akademik Us - Köşe Yazıları (Seçki)




Akademik Alan ve Akademik Obskürantizm

Akademik Alan ve Akademik Obskürantizm

Akademi dünyası içe dönük öz-bakış yoksunluğundan ötürü kendisine ayna tutma, sosyo-akademik bünyesini teşrih masasına yatırma ve içsel bir eleştirellikle etüt etme durumundan uzak görünüyor. İçkin bir otoriteye sahip olan akademik alan, öz-eleştirelliğe kapalı bir sosyo-kültürel yapılanmaya sahiptir. Bütün unsurları ile akademik alanı sorgulamak adına, bir takım varoluşsal sorular çerçevesinde düşünmek icap ediyor. Akademisyen olmak ne demektir? Akademik kariyer zorunlu biçimde bilim insanı kimliği var eder mi? Akademik statü ile bilgi/bilimsel alan arasında bir geçirgenlik bulunuyor mu? Üniversitelerimiz özerk ve özgün bir akademik habitat üretebiliyor mu? Yükseköğretim sisteminin kurumsal yapısını tartışmaya ayırdığımız enerjiyi, acaba ne ölçüde akademik bünyemize dönük olarak gerçekleştiriyoruz? Yönetsel merkeziyetçiliği de bahane ederek sorumluluklarımızı ve sorunlarımızı dışsallaştırma, sorumluyu hep dışımızda arama ve sistemsel açıklamalara sığınma çabasındayız. Söylemsel alanın cezbedici şehvetine kapılarak sistem eleştirileri yapıyoruz, ancak, içe dönük sorgulama ve yüzleşme cesareti sergileyemiyoruz.

Küreselleşme, Rekabet ve Üniversiteler

Küreselleşme, Rekabet ve Üniversiteler

Küreselleşme, teknolojik gelişmeler, bilginin heryerdeliği, bilgi ekonomisi, yükseköğretim alanının hacimsel büyümesi, eğitim-öğretim ve araştırma maliyetlerinin artması, vb. etkenlerle yükseköğretim alanında dinamik bir rekabet süreci yaşanmaktadır. Günümüzde üniversiteler, rekabete dayalı bu dönüşümün ve/ya ilerlemenin hızına ayak uydurmanın araçlarını bulmakta zorlanmaktadır.

Akademinin Duygu-Durumsal Esareti

Akademinin Duygu-Durumsal Esareti

Üniversiteler, akademik aklın kurumsallaşması ve üretken hâle getirilmesi noktasında kurumsal misyona sahiptirler. Üniversitelerin bu misyonu hakkıyla icra edebilmesi, doğrudan akademik insan kaynağının niteliğiyle ilişkilidir. Bu yüzden bir sosyolojik entite olarak akademik camianın örgütlenişi, benimsemiş olduğu kültürel kodlar ve sahip olduğu davranış örüntüleri üzerinde zihin yormak gerekmektedir. Bu noktada, özerk bir toplumsal yapı olarak akademik camianın düşünce ve değer dünyalarına, üretmiş oldukları sivil kodlara, mesleki normlara ve eylem pratiklerine dair eleştirel bir içgörünün geliştirilmesi zorunludur. Bu özerk topluluğun kendi bünyesinde etkileşimler üzerinden ürettiği toplumlaşma biçimlerinin irdelenmesi icap ediyor. Bütün bu irdeleyici çabalar, akademik camiamızın yüzleşmekte olduğu organik yapısal sorunların tespiti/tahlili açısından önem arz etmektedir. Bu tespitler/tahliller, akademik dünyanın kendisine ayna tutma imkânı var etmesi açısından da kıymetlidir.

Yenikapı Ruhu ve/ya Yenikapı Sözleşmesi

Yenikapı Ruhu ve/ya Yenikapı Sözleşmesi

7 Ağustos 2016 tarihinde İstanbul Yenikapı meydanında gerçekleşen ‘Demokrasi ve Şehitler Mitingi’ siyasi tarihimiz açısından hem ulusal hem de uluslararası arenada yüklü mesajlar içeren bir görüntü oluşturmuştur. Türkiye’nin siyasi, kültürel ve etnik çeşitliliğini yansıtan yaklaşık beş milyon kişinin katıldığı bu miting, 15 Temmuz gecesinden bu yana gerçekleştirilen demokrasi nöbetlerinin bir hasılası olmuştur. Bu miting, 80 ilimizde eş zamanlı biçimde yapılan meydan mitingleriyle bütünleşmiş bir ruh ile gerçekleşmiştir.

Temmuz Çığlığı: Bir Direniş Öyküsü

Temmuz Çığlığı: Bir Direniş Öyküsü

Siyasi tarihimize kara bir leke olarak geçecek olan 15 Temmuz FETÖ ihaneti/cinneti, Milletimizin tarihsel hafızasına ağır bir darbe indirmiştir. Bu kalkışma girişimi, millet iradesinin tecelligâhı olan Türkiye Büyük Millet Meclisimize saldırmış ve devletin seçilmiş Cumhurbaşkanının yaşamına kast etme alçaklığını göstermiştir.

Üniversite İdeası: Üniversitelerin Kültür Misyonu

Üniversite İdeası: Üniversitelerin Kültür Misyonu

Sanayileşme, metalaşma, ticarileşme ve nihayetinde küreselleşmenin tazyiki ile araçsallaşan yükseköğretim kurumlarında üniversite ideasının aşınmasına tanıklık etmekteyiz. Akademia bu aşınmaya bağlı biçimde düşünsel, kültürel ve sanatsal anlamda çoraklaşmaktadır. Uzmanlaşma saikinin kışkırtıcılığı ile giderek kısırlaşan akademia, fikri zeminde sistematik bir yüzeyselleşme riski ile yüz yüze kalmıştır.

Üniversitenin Dönüşümü ve Yükseköğretimin İçe Dönük Bakışı

Üniversitenin Dönüşümü ve Yükseköğretimin İçe Dönük Bakışı

Toplumsal, kültürel, ekonomik, teknolojik vd. gelişmelere bağlı olarak üniversite kavramı ve üniversitenin kurumsal yapısında köklü bir dönüşümün yaşandığına tanık olmaktayız. Tarihi süreçte, ilk çağlardan ve orta zamanlara uzanarak kurumsallaşan öğretim merkezli birinci nesil üniversiteler söz konusudur.

Gezi ruhu’nun sosyo-patolojisi

Gezi ruhu’nun sosyo-patolojisi

Bu Gezi-nen ruh, topyekun bir sosyolojik cinnet hali yaratma riskine sahiptir. Tarihsel kolektif aklımızın yarattığı öz bilinci, mikro kolektif çıkar öbeklenmelerinin çatışmalarına ve çıkarlarına kurban eden bir ruhtur. Çağın işleyen emperyal aklının kullandığı konvansiyonel araçlarla manipüle edilebilen bir ruhtur.

Operasyonel yargısal vesayet: Dam üstünde yargıç var!

Operasyonel yargısal vesayet: Dam üstünde yargıç var!

Meşru kamusal erkin kullanımında demokratik devlet felsefesi ve tecrübesi hiçbir biçimde herhangi bir paralel yapı(lanma) ile bağdaşık değildir. Millet adına kullanılmakta olan egemenlik yetkisi ve kamusal erkin hangi surette olursa olsun güdümlü paylaşımı demokratik hukuk devleti ilkesine ve yapılanmasına aykırıdır.

Gösterilen: 46 ile 54 arası, toplam: 54 (4 Sayfa)